| |

EVRİMİN FOSİLLERE YENİLGİSİ
Fosiller çok uzun zaman önce yaşamış olan canlıların günümüze ulaşan kalıntıları ya da izleridir.
Yeryüzünde binlerce yıllık fosiller olduğu gibi, milyonlarca, hatta yüz milyonlarca yıl önce yaşamış canlılara ait fosiller de vardır.
Fosil kayıtlarına baktığımızda, canlıların bugün nasıllarsa yüz milyonlarca yıl önce de aynı olduklarını, yani hiçbir evrim geçirmediklerini görürüz.
En eski çağlarda bile canlılar bugünkü benzerleriyle aynı mükemmel ve üstün özelliklere sahip olarak, kompleks yapılarıyla bir anda yeryüzü sahnesinde belirmişlerdir.
Bu durum ise şu kesin gerçeği göstermektedir: Canlılar, evrim teorisinin hayali süreçleriyle oluşmamış, Allah onları bir anda yaratmıştır.
Bu filmde, milyonlarca yıllık taşlaşmış fosillerden bazılarını yakından tanıyacak ve bu fosillerin, "Biz buradayız, tesadüfen oluşmadık, yaratıldık, yüz milyonlarca yıl önce de aynıydık” dediklerine şahit olacaksınız. |
 |

KUŞLARDAKİ MUCİZE
Yeryüzündeki en mükemmel uçuş makineleri kuşlardır. Bu filmde kuşların havalanma tekniklerini, vücutlarındaki aerodinamik yapıyı, en gelişmiş uçaklardan daha kontrollü uçmalarını sağlayan sistemleri, jet filoları ile aynı dizilimde uçan göçmen kuşları, arı kuşunun keskin kanatlarını, saatte 300 km. hızla pike yapan şahinleri, atletlerden hızlı koşan, yüzücülerden hızlı yüzen kuşları, birbirinden güzel desenlere sahip kuş tüylerini ve kuşlarla ilgili daha birçok mucizevi özelliği görecek ve çok önemli bir gerçeğe tekrar şahit olacaksınız. Bu gerçek, Allah’ın yaratmasının kusursuzluğu ve Allah’ın ilminin her yeri sarıp kuşattığıdır. Bir Kuran ayetinde şöyle buyrulur: "Görmedin mi ki, göklerde ve yerde olanlar ve dizi dizi uçan kuşlar, gerçekten Allah’ı tesbih etmektedir. Her biri, kendi duasını ve tesbihini şüphesiz bilmiştir. Allah onların işlediklerini bilendir." (Nur Suresi, 41) |
 |

VÜCUDUMUZDAKİ ÖĞÜTME MAKİNESİ: SİNDİRİM SİSTEMİ
Her insanın içinde kusursuz tasarıma sahip bir öğütme makinesi vardır. Bu makine, ağzımızdan başlayan ve bağırsaklarımıza kadar uzanan organlardan oluşan sindirim sistemimizdir.
Vicdan ve akıl sahibi her insan, bedeninde bulunan bu makinedeki mükemmel özellikleri, ayrıntılardaki kusursuz planlamayı görür. Bu kadar karmaşık bir yapının ancak ve ancak bir Yaratan'ı, üstün akıl sahibi bir tasarlayıcısı olması gerektiğini anlar.
Bu belgeselde vücudumuzdaki bu olağanüstü makineyi yakından tanıyacaksınız.
Bizlerin, tüm canlı ve cansız varlıkların Yaratıcısı olan Allah’ın ne kadar üstün bir sanat ve ilim sahibi olduğuna bir kez daha şahit olacaksınız. |
 |

HAYAT KAYNAĞIMIZ OKSİJEN
Oksijen Allah’ın insanlara sunduğu mucizevî hayat kaynağıdır. Solunum yaparken sürekli ciğerlerimize aldığımız, görünmez ve dokunulmaz hayat iksiridir Her an, her saniye Allah'ın verdiği bu nimeti kullanıyoruz. Üstelik bu satın alabileceğimiz ya da bir tanıdığımızdan ödünç isteyebileceğimiz bir şey de değil. Ama yine de onu bulmak için uzaklara gitmemize gerek yok. Gittiğimiz her yerde her an bizim için hazır olarak bulunuyor. Ve bizler onun için hiç bir ücret ödemiyoruz. Her insan kendisine güzellik sunan kişilere teşekkür etmeye özen gösterir. Peki, size hayat veren Yaratıcımız olan Allah'a bunun için ne kadar şükrediyorsunuz? |
 |

KULEDEKİ KÜÇÜK ADAM
19. yüzyılın sonlarına doğru Paris'te büyük bir buluş sergilendi. Bu, yedinci sanat olarak bilinen sinemaydı. Perdedeki de Lumiere Kardeşler'in yaptığı, tarihin ilk sinema filmiydi. Filmin ilk gösteriminde şaşırtıcı bir olay meydana geldi. İzleyiciler filmin ortasında büyük bir panikle ayaklandılar. Filmdeki istasyona yaklaşan tren görüntüsü, onlara öylesine inandırıcı gelmişti ki, trenin kendilerini ezeceğini düşünmüşlerdi. Çünkü ilk kez bir sinema perdesi görüyorlardı ve o dönem için bir hayli üstün olan teknoloji nedeniyle görüntüyü gerçek sanmışlardı. İzleyiciler perdeye yansıyan ışığa aldanmışlar, oluşan görüntüleri gerçek sanmışlardı.
Aradan 100 yıl geçti...
Bugün aynı yanılsama, hologram yani üç boyutlu görüntü oluşturan özel gözlükler sayesinde elde ediliyor. Bu gözlüğü takan insanlar, gördükleri sanal dünyanın gerçek olduğu hissine kapılarak heyecanlanıyorlar. Kendilerini bu sanal alemin içinde hissediyorlar. Ve tüm bunları, izledikleri bu görüntülerin sanal olduklarını bilmelerine rağmen yapıyorlar.
Bundan 100 yıl önce ilk sinema filmini izleyenler ya da bilgisayar destekli 3 boyutlu sanal ortamlarda dolaşanlar kendilerini sanki gerçekten orada gibi hissediyor, heyecanlanıyor hatta korkuyorlar.
Peki ya bizim şu anda başka bir teknolojinin içinde yine aslında orda olmadığımız halde sanki o hayatı yaşıyormuş gibi hissediyor, heyecanlanıyor olmadığımızın kanıtı nedir? |
 |

KARINCADAKİ MUCİZE
Teknoloji, mühendislik, kollektif çalışma, iletişim ağı, fedakarlık, disiplin, askeri strateji, şehir planlaması... Bu özellikleri yalnızca insanlara ait zannedebilirsiniz. Oysa saydığımız bu özellikler çok küçük bir canlıya karıncaya aittir. İşte bu filmde karıncaların bu ve bunlara benzer birçok şaşırtıcı ve mucizevi özelliklerini izleyeceğiz. Bu küçük canlıların başardıkları işleri yakından incelediğiniz zaman, Allah’ın canlılar üzerindeki hakimiyetine çok daha yakından şahit olacaksınız. |
 |
|
|
|