Sayın Adnan Oktar Milli Gazete ile yaptığı röportajda BAV davasındaki son gelişmeler, mahkemenin kararı, Hz. İsa’nın inişi, Ehl-i Kitaba karşı neden sevgi duyulması gerektiği gibi birçok önemli konuda çarpıcı açıklamalarda bulunuyor.
Sayın Oktar, BAV davasında yargılanan kişiler hakkında, 2. Ağır Ceza Mahkemesinin daha önce beraat kararı vermiş olduğunu ve yine aynı mahkemenin savcısının yargılananlar hakkında iki kez beraat talebinde bulunduğunu belirtiyor. Ancak bu beraat kararlarına rağmen mahkemenin aldığı ceza kararının çok hayırlı olduğunu hatırlatarak bunun Allah’ın yaratma sanatındaki inceliklerden ve derinliklerden biri olduğunu belirtiyor. Sayın Adnan Oktar, önümüzdeki yıllarda ve aylarda bu kararın hikmetlerinin görüleceğine dikkat çekerek, Hazreti Yusuf’un hayatından örnekler veriyor.
Sayın Adnan Oktar olayları meydana getirenin Allah olduğunu, Allah’ın müminleri böyle eğitip, sevdirip, güçlendirip, daha takva hale getirdiğini, Müslümanların güzel kaderini daha da güzelleştirdiğini söyleyerek, bu olaya hayır ve hikmet gözü ile baktığını, mahkemeye hakkını gani gani helal ettiğini söylüyor. ‘Hapis cezası çalışmalarınızı nasıl etkiledi’ şeklindeki soruya, Sayın Adnan Oktar: ‘Hz. Yusuf’u nasıl etkiledi, çok güzel ve olumlu yönde etkiledi, beni de olumlu şekilde etkiledi”, diyerek bundan önce de hapis cezası aldığını, her seferinde daha canlanmış ve daha zinde olarak, Kuran’ı, İslam ahlakını anlatma azmi ile ortaya çıktığını ve yine öyle olacağını ifade ediyor.
Röportajın devamında ise Ehl-i Sünnet inancında Hz. İsa’nın inişi ve Hz. Mehdi’nin zuhuru konularının neden önemli olduğunu açıklıyor. Sayın Adnan Oktar kendisine yöneltilen bir soru üzerine, seyyid olduğunu ve bu konuda çok kapsamlı bir çalışma yapıldığını, soyunun Hz. Hasan ve Hz. Ali’den geldiğini açıklıyor.
Sayın Adnan Oktar Allah’ın birliğine inanan herkesi, ister Yahudi olsun, ister Musevi olsun çok sevdiğini belirterek, “Bu kişiler Hz. İbrahim’i, Hz. Davud’u melekleri seviyorlar, ahirete inanıyorlar ve Allah’ın birliğine de inanıyorlar” şeklinde açıklamada bulunuyor.
Sayın Adnan Oktar Azerbaycan Devlet Radyosu ile yaptığı bu telefon görüşmesinde, zamanı geldiğinde Azerbaycan ve Türkiye’nin tamamen birleşeceğini, ondan sonra sırayla tüm Türk devletlerinin ve İslam aleminin birleşeceğini, büyük bir Türk İslam Birliği oluşacağını müjdeledi. Azerbaycanlı kardeşlerimizin gönüllerinin rahat olmasını ve onları çok sevdiğimizi ifade etti. Azeri kardeşlerimizin Ermeni sınırını açmamız konusunda hiç tedirgin olmamalarını, iki sınırın da yaklaşık aynı zamanda açılacağını açıkladı. Sayın Oktar, Ermenilerin de eskiden beri kardeşlerimiz olduğunu, hep birlikte tarihe yeniden döneceğimizi; Azerilerin de Ermenilerin de Türkiye’nin şefkatli kollarında mutlu ve sevinç içinde yaşayacaklarını anlattı. Gereksiz endişelerden ve şüphelerden kaçınılması gerektiğinin altını çizerek Türkiye’ye güvenmelerini söyledi.
Sayın Adnan Oktar’ın Azerbaycan Reyting gazetesi ile olan bu röportajında; Darwinistlerin, insanın ne ruhunu ne de etini, kemiğini açıklayamadıklarını anlattı. Terörün çözümünün Türk İslam Birliği’nin kurulması; Azerbaycan’ın, Ermenistan’ın, Gürcistan’ın birleşmesi olduğunu ifade etti. Ermenistan Cumhurbaşkanının son yaptığı açıklamada, geçmişte yaşananların düzeltilebileceğini ve sınırlarını açılmasını istediklerini ifade etmesinin çok güzel bir gelişme olduğunu, Ermenilerin de masonların nasıl bir oyun oynadıklarını anladıklarını açıkladı. Darwinizmin safsata olduğunu insanlara ispat ettiklerini, şeytanın bu konuda ortadan çekildiğini ama, kendilerinin her yönde şeytanın kolunu kanadını kıracak bir faaliyet içinde olduklarını, insanların üzerinden bu kanlı elini çektireceklerini ifade etti. Türk İslam Birliği’ne doğru dev adımlarla ilerlendiğini, bu konuda detaylara dalmanın gereksiz olduğunu, masonların akıllarınca engellemek için bahaneler ortaya attıklarını, bunun da son çırpınışları olduğunu, isteseler de istemeseler de Türk İslam Birliği’nin kurulacağını, bunun bildirilen bir kader olduğunu anlattı.
Sayın Oktar, Azerbaycan halkına mesaj olarak ise; bunun çileli ve zorlu bir yol olduğunu, kendisinin ve kardeşlerinin bu yolda ilerlerken çok oyunlarla, baskı ve komplolarla karşılaşabileceklerini; çünkü kendilerinin masonları, ateist siyonistleri, komünistleri, Türk İslam Birliği’ne düşman olanları karşılarına aldıklarını, bunlarla mücadele ettiklerini; bunların da mutlaka bir şeyler yapacaklarını, kendilerine komplolar düzenleyebileceklerini, her türlü kötülüğü yapabileceklerini; sevenlerinin bunlardan tedirgin olmamalarını, hiçbirine inanmamalarını ve aldanmamalarını; böyle bir durumda mutlaka kendilerinin yapacağı açıklamaları beklemelerini, kendilerine güvenmelerini; Allah’ın izniyle hiçbir şey yapamayacaklarını; ve yine Allah’ın izniyle kendilerinin bu hayırlı yolda sonuna kadar gideceklerini ifade etti.
Sayın Adnan Oktar Azerbaycan İçtimai Radyosuyla yaptığı telefon görüşmesinde; Ermenilerden özür dileme kampanyası ile ilgili olarak; ne onların bizden ne de bizim onlardan özür dileyeceğimiz bir konu olmadığını, bizim, Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan sınırını açacağımızı ve alabildiğine, tüm İslam ülkelerinin sınırlarını açarak büyük bir Türk İslam Birliği oluşturacağımızı, dolayısıyla da karşılıklı özür dileme gibi bir durumumuz olmadığını anlattı. Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan’a iade edileceğini ve böyle bir konu kalmayacağını müjdeledi. İntikam anıtının da kapanacağını, Ermeni kardeşlerimizle kucaklaşacağımızı; bu fitne ve zorluk devrinin, güzellik, muhabbet, sevgi, saygı devrine dönüşeceğini ifade etti. Sayın Oktar, Azerbaycan’ın bizim kardeşimiz olduğunu, bir an evvel sınırların açılmasını, pasaportun kaldırılmasını; bu konuda Azeri kardeşlerimizin de teklif götürmelerini ve ellerini çabuk tutmalarını söyledi.