| |

ADNAN OKTAR'IN THE GULF TODAY (BAE) RÖPORTAJI (2 Kasım 2008)
The Gulf Today, merkezi, Birleşik Arap Emirlikleri Şarjah olan ingilizce gazetedir. Daha çok BAE'nin Arap olmayan kesiminde okunan gazete, geçtiğimiz günlerde Sayın Adnan Oktar’la bir röportaj gerçekleştirdi. Sayın Oktar The Gulf Today’in; Darwinizm ve Darwinizm’le kendisinin yürüttüğü mücadele, İslam Birliği, İsrail-Arap ilişkileri, Hz. Mehdi’nin çıkış alametleri, Hz. İsa’nın ikinci kez yeryüzüne gelişi gibi konularda kendisine yönelttiği soruları yanıtladı ve geleceğe ilişkin öngörülerini açıkladı. |
 |

 |

ADNAN OKTAR'IN İHA RÖPORTAJI (6 Nisan 2008)
Sayın Adnan Oktar İHA’ya verdiği röportajında dünya ve Türkiye gündemindeki olaylar hakkındaki görüşlerini açıklıyor.
Laikliğin bir toplumda neden vazgeçilmez unsur olduğu, laiklik konusunda toplumun her kesimine tam garanti verilmesinin önemi, hiçbir koşul aramaksızın, dindar, ateist, marksist ayrımı yapılmadan herkese eşit şekilde davranılmasının gerekliliği gibi konulara değinen Adnan Oktar röportajda ayrıca mason localarının Türkiye gündemindeki olaylar üzerindeki etkisine de dikkat çekiyor.
Komünistlerin amacının Türkiye’yi Marksist-komünist bir devlet haline getirmek olduğunu açıklayan Adnan Oktar ülkemizin Doğusunda kan döken terör örgütünün müstakil olarak hareket etmediğini ve bundan kurtulmanın çözümünü de anlatıyor.
Sayın Oktar röportajda komünizm tehlikesine karşı Türk Milleti’nin güzel özelliklerinin tekrar ön plana çıkartılmasının ve kardeşliğin pekiştirilmesinin gerekliliğini şu sözlerle özetliyor:
... Türk halkı genellikle hep muhafazakâr, mukaddesatçı ve maneviyatçıdır yani şuurlu bir millettir Türk Milleti, gayet de aklı başındadır. Bizim solcularımız bile genellikle sağcıdır. Yani sağ eğilimlidir. Hem Allah’tan, dinden bahseder, hem solcu olduğunu söylerler. Onun için bizde öyle bir tehlike biraz zor. Sadece kardeşlik bağlarının iyi güçlendirilmesi gerekiyor, sevgi bağlarının iyi güçlendirilmesi gerekiyor. Ben dışarıya çıkıyorum, insanlara bakıyorum, insanların yüzü gülmüyor yani ben epeyden beri dışarı çıkmıyordum, bu aralar sık sık çıkıyorum. Kimse birbirinin yüzüne bakmıyor, kimse de bir sevgi alameti yok. Yüzleri donuk. Bir kere bu belanın kaldırılması lazım. Bu sevgi niye gitti bu bizim milletimizden, bu neşe niye gitti, bunu hemen halletmek lazım. Çünkü ruh enerjisi gitmiş, o ruh enerjisini yeniden bizim milletimize vermek lazım. Sevgi gözüyle yaklaştırtmak lazım birbirlerine karşı, mesela kürdü, lazı, çerkezi, bunların hepsi Türk’tür. Başka bir kavim yoktur Türkiye’de...
|
 |

ADNAN OKTAR'IN KANAL 52 (ORDU) RÖPORTAJI (29 Temmuz 2008)
Sayın Adnan Oktar, Ordu Kanal52’de yayınlanan röportajında, Darwinist eğitimin devam etmesinin yıkıcı sonuçları, savaşların ardındaki gerçek nedenler, Darwinizm’in bilimin karşısındaki yenilgisi gibi konularda önemli açıklamalarda bulundu. Ayrıca fikri mücadelesi boyunca masonluğu, ateist siyonizmi ve Darwinizm’i karşısına aldığını, bu nedenle de saldırılar, iftiralar ve türlü komplolarla karşılaştığını çeşitli örneklerle anlattı.
Sayın Adnan Oktar’ın üzerinde durduğu bir diğer önemli konu ise Osmanlı döneminde başlayan, veliahtlar öldürüp gece katliamları yapan, padişahları tahtlarından indiren derin devletin hala işbaşında olmasıydı. Osmanlı’dan bu yana gerçekleşen türlü faili meçhullerin, darbelerin, suikastlerin arkasında bulunan derin devletin kendisine karşı yürütülen psikolojin savaşın da arkasında olduğunu ifade eden Sayın Adnan Oktar, AKP’nın Kapatma Davası gibi güncel konularda çeşitli yorumlarda bulundu. Yaratılış Atlası adlı dev eserinin dünya çapında etkisinden de bahseden yazar, “Yaratılış Atlasının girdiği eve ateizm girmez” şeklinde bir yorumda bulundu.
|
 |

 |

ADNAN OKTAR'IN MERSİN TV RÖPORTAJI (5 Eylül 2008)
Sayın Adnan Oktar, Mersin TV’de yayınlanan bu röportajında; canlılığın yaratılmasında, “tesadüf”ün olabilecek en mantıksız en zırva izah olduğunu, Avrupalıların aslında aydın insanlar olduklarını, yaratılış gerçeğine hiç direnmediklerini, kendisinin, direneceklerini zannettiğini, çünkü Türkiye’de cahil bazı kesimin demagoji tarzında direnmeye kalktığını, bunun çocukça olduğunu, ortada yüz milyon fosil varken direnmenin anlamsızlığını anlattı. Avrupa aydınlarının bu oyunu fark ettiklerini ama çok sarsıldıklarını, onları daha da şiddetli sarsan şeyin ise maddenin aslıyla ilgili yaptığı açıklama olduğunu; insanın, beyninde bir monitörün başında dünyayı seyrettiğini, beyninin içinde yaşadığını, bu gerçeği düşünen Avrupalıların dünyanın hayal olduğunu anladıklarını, bundan dehşete kapıldıklarını, çünkü fabrikalarının, evlerinin, dolarlarının beyinlerinin içindeki bir monitörde görüntüsü ile görüştüklerini, monitörün başından kalkamadıklarını çünkü hiçbir insanın monitörünün başından kalkamayacağını, bunun imkansız olduğunu fark ettiklerini anlattı. Bu büyük gerçeği Allah’ın onlara gösterdiğini, bir de yaratılışın delillerini de görünce gerçekten çok candan iman ettiklerini söyledi. Türkiye’nin yaratılış düşüncesinin kalesi olduğunu, yurt dışındaki basında da bu sıfatla yer aldığını ifade etti. Türk milletinin, tarih boyu hep Allah dostu olduğunu, Allah’tan yana olduğunu, Allah için kanını canını verdiğini, Allah için çile çektiğini ve Allah aşığı olduğunu sözlerine ekledi. |
 |
|
|
|