| |
ADNAN OKTAR'IN TASCA (TÜRK-ARAP BİLİM, KÜLTÜR VE SANAT DERNEĞİ) RÖPORTAJINDAN (21 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR: İslam alimi olup da samimi olmayan, candan olmayan bir İslam alimi yok zaten. Bunların hepsi candan insanlar, hepsi güzel ahlaklı insanlar. Mesela; kimisi Mevdudi’yi beğenmez, kimisi Seyyid Kutub’u beğenmez. Halbuki bunlar elinden geldiğince, gücü yettiğince, var gücüyle İslam için, Kuran için hizmet etmiş insanlardır. Yani bütün Sünni alimler, mesela Ezher ulemasının tamamı çok mükemmel insanlar. Yani bu ayrım, bu anlamda bir ayrım çok çirkin. Çiçek bahçesi gibidir İslam alemi. Mesela; bir yerde gül görürsün, bir yerde lale görürsün, bir yerde karanfil görürsün, mezhepler böyledir. Hepsi birbirinden güzeldir. Bunu bu şekilde değerlendirmek lazım. Çok çok yanlış yapıyor, kim yapıyorsa. |
|
|
| |
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER FİLMLER |
|
|
|
| |

 |

 |

 |

Aleviler Allah aşığıdırlar
ADNAN OKTAR’N EKİN TV’DEKİ CANLI RÖPORTAJI
(5 Ocak 2008)
MUHABİR: Biz, Alevi kardeşlerimiz, Sünni kardeşlerimiz ne zaman birlikte beraberce hareket edebileceğiz? Bunun ayrışma sebepleri nelerdir sizce?
ADNAN OKTAR: Zaten birlikte ve beraberiz. Bunları söyleyen insanlarla hiç muhatap olmamak lazım. Aleviler Allah’ın Arslanları, çok sevdiğimiz canımız kardeşlerimiz. Çok cesur ve yiğittir Aleviler. Sabırlıdırlar, güvenilirdirler bütün bizim milletimiz gibi. Böyle bir konu hiçbir şekilde olmamıştır ve olmaz da. Kaale almamak gerekir, 3-5 kişinin ortaya çıkıp bir şeyler söylemesi önemli değildir. Bunlar zaten dinle, İslam’la alakası olmayan insanlar. Aleviler, son derece dindar, Allah’ı çok seven, Peygamberi seven ve Onun Al-i Beytine derin muhabbet duyan, Al-i Beyt aşığı, Hz. Ali aşığı değil mi Hz. Hasan, Hz. Hüseyin aşığı.
MUHABİR: Kesinlikle
ADNAN OKTAR: O coşkuyu yaşıyan, Mehdiye muhabbet duyan, gelişini hasretle bekleyen güzel insanlarımız, canımız kardeşlerimiz. Hiçbir sorun yok, o Türkiye’nin, İslam aleminin bir güzelliğidir Alevi kardeşlerimiz. Hiçbir sorun yok, hiç kaale almayın.
MUHABİR: Evet, efendim yine Alevi kardeşlerimizden gelen bir yazı var. www.alevilerkardesimizdir.com sitenize baktım diyor, çok güzel hazırlanmış diyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
MUHABİR: Alevi-Sünni kardeşliğini ancak siz birleştirebilirsiniz diyor ve böyle bir temenni var.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah vesile olanlardan biri olurum. inşaAllah.
MUHABİR: Bizlere neler tavsiye edersiniz diyor; Aleviler olarak bizler neler yapmalıyız diyor.
ADNAN OKTAR: Aleviler, Hz. Ali’ye, Resulullaha karşı aşklarını şevklerini daha da arttırsınlar. Zaten onun aşıkları onlar biliyorsunuz, Peygamberimizin ve ashabının yiğit aşıkları. Bu yolda, bu sevgiyle devam etsinler inşaAllah. Allah’tan Mehdi’nin zuhurunu istesinler, Hz. İsa’nın nüzulünü istesinler, dua etsinler, inşaAllah dualarının kabul olduğunu görecekler. inşaAllah.
ADNAN OKTAR’IN EKİN TV’DEKİ CANLI RÖPORTAJI
(12 OCAK 2009)
Alevilik bir kere Hz. Ali’ye aşkla bağlıdır. Hz. Muhammed’e aşkla bağlıdır. Allah aşığıdır, bunlar. Allah aşkı ile dönerler. Allah aşkı ile saz çalarlar. Allah aşkı ile söylerler. Yani o aşkı yok etmeye çalışıyor adam, ondan sonra Alevilikten bahsediyor. Aşk yoksa zaten Alevilik de olmaz ki. Alevilik eşittir aşk, aşk eşittir Alevilik. |
 |

Şii ve Sünni inançta Mehdi (a.s.) konusu aynıdır, başkalık yoktur
ADNAN OKTAR’IN SEHER TV, İRAN RÖPORTAJINDAN (İstanbul, 3 Ekim 2008)
MUHABİR: Sizin şahsi fikriniz yani tebligat esasında muhtelif tebligatlarınız olup, Hz. Mehdi hakkında, bu Hz. Mehdi’nin şimdiki varlığı Şii düşüncesi başkadır, Ehl-i Sünnet düşüncesi başkadır. Siz hangisini daha hakikate uygun bulursunuz?
ADNAN OKTAR: Başkalık yok, her ikisi de doğru fakat yorum farklılığı var. Hadisler doğru. Mesela Sünni inançta da Mehdi’nin iki kere kaybolması var, Şii inançta da iki kere kaybolması var. Fakat bu kaybolma tefsir edilirken yanlış tefsir edilmiştir. Benim gördüğüm, anladığım iki kere hapsedilerek insanların gözünden kaybolacaktır çünkü Hz. Yusuf’a benzetilmiş. Ayrıca Şii kaynağında söylüyor bunu. Şii hadislerde, Şii kaynaklarda Hz. Yusuf gibi diyor, kaybolacak diyor. Zaten buradan çok açık anlaşılıyor, Hz. Yusuf hapiste kaybolmuştur. Yani fiili bir kaybolma, maddi bir kaybolma yani maddesi yok olmamıştır. Şii kaynaklarda maddesinin yok olacağı, yani madde aleminden yok olacağı söyleniyor. Halbuki Sünni izahlarda madde aleminden kaybolma yok, maddi cismi duruyor fakat hapiste veyahut insanların göremeyeceği bir yerde, bu kadar. Yani küçük bir nüans farkı var. Bu da normal, yani hadisler genellikle Peygamberimiz (s.a.v)’den nakledilen hadisler, mururi zamanla, zamanın geçmesiyle bazen tefsirde değişik yorumlar olmuştur. Mesela deniyor ki Mehdi zamanında, Hz. İsa zamanında kişi kamçısıyla konuşur diyor, kamçısıyla. Mesela insanlar burada normal bir kamçı bekliyor ama şimdiki cep telefonları ve onların kabloları, onlara bağlı olan kablolar tam bir kamçı görünümünde. Yani hakikaten bir kablo var bir de elle tutulan bir kısım var. Mesela Ahir zaman’da öküzsüz va sabansız tarlaların sürüleceği söyleniyor, öküz ve saban olmadan tarlaların sürüleceği. Modern tarıma açık açık işaret var burada. Yani şu an traktörlerle ve teknik aletlerle sürülüyor, öküz ve saban yok hakikaten. Buna benzer çok çok fazla rivayet var. Mesela ürünlerin tane veriminde artış olacağı belirtiliyor rivayetlerde, bu da olmuştur. Mesela buğdaylar geliştirilmiştir daha fazla buğday ürer. Bir başakta çok daha fazla buğday ürüyor, bu rivayetlerde var. Mesela bunlar açıklanarak netleştiriyor. Ama bir kısmı da zamanı gelince anlaşılıyor. Mesela Mehdi kaybolacak, insanlar zannediyor ki acaba maddesi mi kaybolacak, nasıl kaybolacak acaba? Bu normal, yani tefsirde insanlar yanlışlık yapabilirler. Ama bakıyoruz zaman geçiyor. Bizim kanaatimiz sünni inanca göre de hapiste veyahut bir şekilde tecrit edilerek kaybolma. Bu şekilde yani maddi bir kaybolma değil. Bir anneden, babadan doğacak çünkü Mehdi ve seyiddir, yani Peygamber Efendimiz’in neslinden gelen bir insandır. Ama Hz. İsa gökten inecektir, o net. Yani o herhangi bir yerde bulunacak, Hz. İsa. Hatta Said Nursi bunu açıklıyor. ‘Yakın talebeleri’ diyor ‘onu imanın nuruyla tanıyacaklar’ diyor. Hz. İsa bir yerde bulunacak, bir Müslümanlığı andıran bir Hıristiyan topluluğun içine gelecek diyor ve o, Hz. İsa geldiğinde Kuran’ı öğrenecek ve hafız olacak ve tam bir Müslüman olarak hayatını yaşamaya başlayacak. Ve bütün Hıristiyan alemini de Müslüman yapacak Hz. İsa geldiğinde. Çünkü ona uydukları için, diyecek Hıristiyanlara ‘siz bana uyuyorsunuz, ben sizin Peygamberinizim, ben Müslüman oldum, siz de bana uyun’ diyecek ve bütün Hıristiyan alemini de Müslüman yapmış olacak. Onunla beraber birçok Musevi de Müslüman olacak. Hz. İsa’nın nüzulünde, bu da var rivayetlerde. Hatta mağarada Tevrat’ın aslının bulunacağı, gerçek Tevrat bulunacağı, bozulmamış halinin bulunacağı rivayetlerde var. Bunların hepsi olacak ve oluyor, yani oldu da ve devam ediyor da. Yalnız bazen tefsirde farklılıklar olabilir bunların önemi yok. Yani çünkü Mehdi’nin şahsı önemli, Mehdi’nin maddeten mi kaybolacak yoksa hapiste mi kaybolacak olması o kadar önemli değil. Mehdi’nin gelip İslam’ın hakimiyetine vesile olması bizim için çok önemli. Bu da kesin, yani kaderin asla dönülmeyecek, döndürülemeyecek bir gerçeği inşaALLAH. İsa’nın inişi de kesindir, Mehdi’nin çıkışı da kesindir. Bütün dünya karşı koysa bile mutlaka Mehdi başa geçecektir ve mutlaka İslam bütün dünyaya hakim olacak. Bu kader böyle çünkü, bunu hiç kimse durduramaz. Yani ne Amerika, ne Rusya, ne Çin, hiçbirisinin durdurabileceği bir şey değil. |
 |

 |
|
|
|
| |
|
|
|